KAPIMIN ÖNÜNDEYİM...
Yalnızım...Evin salt bana kalan yanını özlemişim nicedir!Beynimin duraklarına ekmek tanesi bırakmıştım ilerlerken bugüne...... Şimdi serçe gibi atlaya, zıplaya hatır sayfalarıma geçtim!Memory:)
Yılgınlık, içimdeki ezikler, yaralarım, tül perde ardında görünemiyenler, ancak böyle arandığında tarafımdan günyüzüne çıkabiliyorlar... Paylaşamadıklarım, içimde sakladıklarım, nadasa bırakılmış topraklarımda yeşillendirme çalışmasının yapılamadığı alanlardayım şimdi.....KENDİ KAPIMDAYIM!
Ama yine de klavyeye ,duyguyu incitmeden, ilk içeriden geldiği gibi yansıtmak zor!Herkesin kuyusu olduğu gibi benimkisi de iyice derinde, dipsiz ve ipsiz! Alkolden değil, bulanıklıktan ağırlaştığım zaman sadece ben dalabiliyorum gözlerimi kapatarak aşağıya...Ve her seferinde gözlerimi başka bir ağrıya, vizesi geçmiş yanıklara açıyorum! Şİmdi de oradayım!
Bu yanıkların sahibi ne Ahmet; ne Süreyya ne de başkaları.... Benim kederim kendi sarmalında sarılıyor içime...Salt kocaman duygu ağırlığı, salt yaşayıp geride bıraktığım, her insanın bende bıraktığı yüklerle yine eziliyorum. Monteigne' nin dediği gibi bende diyorum artık'' Irmak kenarında parmaklığım; tutunabildiğiniz kadar tutunun;ama koltuk değneğiniz değilim ben''.
Yorgunum.... Koşmaktan, yaslanamamaktan, her hayatı üzerime alıpdar geçitlerden kanayarak geçmekten, ve oh bitti derken yeniden arkaya tek başıma savrulmaktan, yeniden dirilecek canı kendimden istemekten, yeniden gül açımını beklemekten, yeni tomurcuğa ellerimi korkarak yaklaştırmaktan, içindeki zehirli bir dilin saldırısına uğramaktan, içimdeki mezarlara dua aramaktan YORULDUUUUUUUUUUUUUUUUMMMMM.....!
Gel de kurtar kurbağa öpüşündeki prensim, gel de kurtar.....!
PARE....
0 yorum yazılmıştır