« Önceki | Sonraki »

2/4/2007

ESKİ YAMALAR....

Annemin bir sandığı vardı minicik...Eski küçük evimizdeki somya karyolanın tam dibinde dururdu.. Bilenler bilirler eski sanayağı kasalarından..Her gece alışkanlıkmıdır; yoksa stres arıtmak mıdır;  yırtıkların ruhuna çekilip; o kasayı önüne alır; çorapları yere devirip onları dikerdi...Buna öyle alışmıştık ki artık günlük gelenek gibi birşeydi:)
  Şimdi ne o küçük kutudan,ne de evden hiçbirşey kalmadı geriye anılarımdan başka..Ben de birkaç gündür içimdeki yırtıkları önüme döküp; yamancak yerleri kaldı mı diye bakınıyorum.. Öyle eskimişler ki , bir yerlerinde canlı kalan kullanılmamış alanlar ,resimler yaratıyor yürek tuvalimde... Elime alıyorum birden dökülüyor; kalanla da izliyorum geçmişi.. Ne zormuş yama yapmak yırtıklara, yırtık yıllara? .Annem nasıl ustalıkla kıvırıyordu oysa sağını ,solun ,berisini,ötesini...? Aynı yaşamında olduğu gibi ;ellerinde ki dümen ;yüreğinde de vardı.. Çok gülümseyen, ama bir o kadar da kaderci...Ben hangisiyim acaba? Kaderci değilim ama pırtıklarımı çok tıkmışım içime; birden bir ses;bir koku,bir tını pırtıları toplayıp önüme yığılıveriyorlar..
  İşte sevgili dostlar! Uhdeler demedik boşa...Yama yapmayacaksak;yırtık biriktirmeyin hayatınızda! ya ateşe atın kül olsun; ya da mangal hep kor kalacak böyle..

PARE... 1 nisan ve hala İZMİR....

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-07-25 20:35:22
    Konu: kayıp giden
    Yırtıklar büyüdükçe içimde kayboluyorum, ama şunu biliyorum; içimizde kopan o yıkıp geçen fırtınalara rağmen hala bir ışık görüyorum ben! Belki çok uzaklarda belki de çok yakında? kapa gözlerini hayal et bakalım ne kadar yakınında...bizi ayakta tutan bize güç veren içimizdeki yırtıklar.Değil mi yoksa?...kor gibi yaksa da, demir parmaklıklar arkasına saklansa da, ben yaşadığım her yerde bir tek onun yüzünü görüyorum, hatıralarımda kalmış olsa da...:(( (handan)

    Bağlantı »

  2. Yazan: dodo | Tarih: 2007-04-06 23:37:42
    Konu: gidenlerin ardından
    AĞLADIM



    Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
    Bu gece yine için için yanıyorum,
    Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
    Seni, gidişini, sevişini, herşeyini...
    Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
    Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor...
    Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde...
    Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
    Onları sana benzetiyorum,
    Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali...
    Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
    Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
    Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
    Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
    Ve birgün ansızın bırakıp gidişini...
    Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
    Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
    Bir daha çıkamasın diye...
    Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
    Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
    Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
    Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
    Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım...
    Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
    Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
    Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala...
    Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
    Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz...
    Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
    Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
    Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
    Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
    Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
    Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
    Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
    Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin...
    Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
    Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin...
    Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
    Ve ardına bakmadan gittin...
    Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...
    Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
    Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...
    Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
    Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
    Bir o kadarda vefasız...
    Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...
    Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm...
    Unuttum dedim, unutacağım dedim,
    Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim...
    Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
    Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
    Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
    Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...
    Şiirlerini getirdiler bana,
    Beni öldüren şiirlerini...
    Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
    Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
    Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
    Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım...
    3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim...
    Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde...
    Belki birgün sesini duyarım umuduyla
    Telefon bekledim günlerce,
    Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
    Ağladım ağladım,
    Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...
    Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
    Olurda içinde görürler beni diye...
    Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
    Olurda içinde seni görürler diye...
    Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
    Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
    Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
    Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
    Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...
    Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
    Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde...
    Düşmüyor adın hiç dilimden,
    Öleceğim gülüm bir gün ben,
    Senin sevginden, senin derdinden...
    Bir gün göreceğim yine belki seni,
    Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
    İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
    Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
    Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
    Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
    Seni unutmam için öldürseler bile,
    Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
    Darağacı kurup idam etseler bile,
    Senden başkasını asla sevmeyeceğim...

    Bağlantı »

  3. Yazan: afrotechno | Tarih: 2007-04-02 03:55:41
    Konu: Eski & Yeni
    Hayatımız Aslında; Eskiden Yaşadıklarımız, Büyüklerimizden Öğrendiklerimiz ve Büyüdüğümüz Çevremizin Bizim Üzerimizde Bıraktıkları Etkiler ile Günümüzü Harmanlayıp Önümüzdeki Yaşayacağımız Hayata En Uygun Kalıbı Vermek ve Bu Kalıp Çerçevesinde En Uygun Mutluluk Koşullarını Oluşturmak Olmalı Diye Düşünüyorum.

    Eskilerden Ders Almazsak Eskileri İçimizde Yaşatırsak Bir Nevi Acılarla Yaşamak Olacak. Ve İçimizde Biriktirdiklerimiz Eğer Silinmeden (çünkü silinirse biz olmayız) Nötrleştirlirse ilerdeki Patlamalara engel olur. gün gelir insan biriktirdikleri yüüznden en olmadık anda en olmadık tepkileri verebilir.

    sanırım konu bambaşka mecraya kaydı belkide bir başka başlık altında toplanabilcek şeyler oldu ama yüreğine sağlık be cann

    Bağlantı »