« Önceki | Sonraki »

1/8/2007

Ben Seni Sevduğumi

Ben seni sevdugumida dünyalara bildirdum,
Ben seni sevdugumida dünyalara bildirdum,
endirdun kaslaruni,babani,babani mi öldürdun,
endirdun kaslarini,endirdun kaslaruni,babani,babani mi öldürdun

In dereye dereye de al dereden taslari,
In dereye dereye oy al dereden taslari,
Geçti bizden sevdaluk,al cebum,al cebumden saclari,
Geçti bizden sevdaluk,gecti bizden sevdaluk,al cebum,al cebumden saclari

Kiz evinun onüne serecegim kilimi,
Kiz evinun onüne oy serecegim kilimi,
Oldi hayli zamanlar,gormedum,gormedum sevdugumi,
Oldi hayli zamanlar,oldi hayli zamanlar gormedum,gormedum sevdugumi

yaz geldi bahar geldi oy acti yesil yapraklar
yaz geldi bahar geldi oy acti yesil yapraklar
ben sana doyamadum doysun kara,doysun kara topraklar
ben sana doyamadum,ben sana doyamadum
doysun kara,doysun kara,doysun kara,doysun kara topraklar!!!

20/7/2007

KAPIMIN ÖNÜNDEYİM...

       Yalnızım...Evin  salt bana kalan yanını özlemişim nicedir!Beynimin duraklarına ekmek tanesi bırakmıştım ilerlerken bugüne...... Şimdi serçe gibi atlaya, zıplaya hatır sayfalarıma geçtim!Memory:)
        Yılgınlık, içimdeki ezikler, yaralarım, tül perde ardında görünemiyenler, ancak böyle arandığında tarafımdan günyüzüne çıkabiliyorlar... Paylaşamadıklarım, içimde sakladıklarım, nadasa bırakılmış topraklarımda yeşillendirme çalışmasının yapılamadığı alanlardayım şimdi.....KENDİ KAPIMDAYIM!
       Ama yine de klavyeye ,duyguyu incitmeden, ilk içeriden geldiği gibi yansıtmak zor!Herkesin kuyusu olduğu gibi benimkisi de iyice derinde, dipsiz  ve ipsiz! Alkolden değil, bulanıklıktan ağırlaştığım zaman sadece ben dalabiliyorum gözlerimi kapatarak aşağıya...Ve her seferinde gözlerimi başka bir ağrıya, vizesi geçmiş yanıklara açıyorum! Şİmdi de oradayım!
      Bu yanıkların sahibi ne Ahmet; ne Süreyya ne de başkaları.... Benim kederim kendi sarmalında sarılıyor içime...Salt kocaman duygu ağırlığı, salt yaşayıp geride bıraktığım, her insanın bende bıraktığı yüklerle yine eziliyorum. Monteigne' nin dediği gibi bende diyorum artık'' Irmak kenarında parmaklığım; tutunabildiğiniz kadar tutunun;ama koltuk değneğiniz değilim ben''.
      Yorgunum.... Koşmaktan, yaslanamamaktan, her hayatı üzerime alıpdar geçitlerden kanayarak geçmekten, ve  oh bitti derken yeniden arkaya tek başıma savrulmaktan, yeniden dirilecek canı kendimden istemekten, yeniden gül açımını beklemekten, yeni tomurcuğa ellerimi korkarak yaklaştırmaktan, içindeki zehirli bir dilin saldırısına uğramaktan, içimdeki mezarlara dua aramaktan YORULDUUUUUUUUUUUUUUUUMMMMM.....!
      Gel de kurtar kurbağa öpüşündeki prensim, gel de kurtar.....!
                                                                                                                             PARE....






21/4/2007

PARE İÇERİDE KALMIŞ...

Sebebsiz cam kırıklarının ve kum fırtınalarının içinde dolanıyorum..Bir kanıyorum; bir kör oluyorum!
Bir yanıyorum; bir yeniden doğuyorum.   Güneş gibi oldu yüreğim; ısıttıkça soğuyor;yandıkça yakıyorum, kendimi de , gölgemi de....
  Hastalıklar nasıl gece peydahlanırsa bedene; keder de, yas da; acı da gece açıyor kitlenmiş arsız sırıtan gülüşünü....
Dedim ki gözlerimin ötesini, içeriğini verebiliyor muyum  hayata, yaşadığıma? Yoksa bende gizliyor muyum içimde ki kırıkların bakışını.? Gülüşümü yaydığım insanlarımı kandırabiliyor muyum acaba bende.?.. Ah bir kendimi kandırabilsem? Bir becerebilsem? İçimdeki evhumu, birden bir ciritçi hızında atabilsem şu kordonun denizine...Bende bin sevdanın , bin gülüşün, bin hüznün, on bin sarılmanın  şahidi kordonu, birde ben şahit etsem atıklarıma...
  Ne yapsam silinmiş zamanlardan kurtaramıyorum öfkemi de kendimi de....Dönüp dönüp toz tutmuş artıklarıma; cerrah marifeti gözlerle alt üst ediyorum ..Oysa kan kurumuş yığınlarımda; akamıyorda, bakamıyorda yüzsüzlüğünün utancından yüzümde yarattığı çizgilere...
BİLMEM BEN BU GÖNÜLLE, BEN NE YAPACAĞIM?
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 21 Nisan 2007  PARE İÇİNE DÜŞTÜ YİNE:(            

3/4/2007

Doğum Günü

Hasta : Bilgileri Gizlidir

Konu   : Bir Doğum Günü Sendromu

Vakit   : Sabaha Karşı

 

 

İşte yine sabah oluyor...

Sevmiyorum ben sabahları...

Prensesken kül kedisine dönmeyi kim ister ki ???

Ben de geceler çok anlamlı...

Sürekli beynimle konuşuyorum...

Kimi gece bir öğretmen oluyorum... Mesleğine asık bir öğretmen...

Kimin de mutlu bir ev hanımı... Akşamları eşinin yolunu gözleyen...

bazen de çocuk oluveriyorum bir dondurmaya,bir balona tav oluveren....

Offffffffffffffffff yine sabah oluyor...

Keşke ama keşke geceler 6 ay sürseydi benim ülkemde de...

Yine uyanıcam rüyalarımdan ben, sabahları sevmiyorum...

EVET, HİÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇÇ SEVMİYORUMMMMMMMMMMM...

Bu gece sanal da olsa bi pastam oldu...

Çilek rengin de... Üzerinde tam on üç tane mum... Bi çırpıda üfleyiverdim hepsini...

Sonra kestim kocaman bir dilim aldım kendime, bi güzel yedim afiyetle...

Yalancıktan bir pasta ama oldu işteeeeeeeeeeee...

Peki ya sabahhh...

Bırak yalancıkta bi pastayı, resmi bile olmayacak...

 

Evet, Arkadaşım...

Sabahları sevmiyorum ben...

Birazdan gün ağaracak ve ben aksama kadar nafile bekleyeceğim eşimin eve dönüşünü...

Aslın da pasta bahane biliyor musun???

Ben kuru bir mutlu yıllara da çoktan razıyımmmmmm....

Bunu bile çok görecek bana...

Nerden biliyorsun diyeceksin...

Ama canım benim ben bu filmi çok gördüm ki...

18 yıldır vizyon daaa....

Daha kim bilir ne kadar daha kalıcakkkk....

Ben sabahları nasıl sevebilirim ki söyler misin bana???

Ha aklımdayken söyliyim

Bu gece kendime masuscuktan bir de hediye paketi verdim...

İçinden ne mi çıktı...

Bakkkkkkkkkkkk işte benim mutluluğum zor da diilim aslın da biliyo musun?

Tek bir dal çiçeğe, bir tebriğe de tav olabilirim...

Bazen düşünüyorum da zor insanlar mı hakediyo hep güzellikleri, mutlulukları acaba ???

Olsun ben gene de ömrümün yarısını mutlu geciriyorummm...

Her sabahın bi gecesi oluyo illakiii...

Hiç havanın kararmadığı olmadı bu güne kadar....

 

EEVT CANIM BENİMMM BEN ÇOK SANSLI BİRİYİM....YA HEP GÜNDÜZ OLAYDI NE YAPARDIM SONRA???

 

Gündüze inat geceler benimmmm.........

Sana günaydın canımcım...

Bana mı bana gece aydın olacakkk....

Ne kalmış şurada 14 saat kadar bişiy...

Evet sihir bozulmaya basladı...

Külkedisi gün ışımadan dönsün yuvasına...

Arabam kabağa döndü bile....ben gitmek zorundayım...

Gitmeden son bişiy...

Beni beynimle konuşmaktan kurtardığın için sonsuz teşekkürler arkadasımmm...

Bu da senin hakkın...

2/4/2007

TABLODAKİ SİHİR

Hani vardır ya 

Unuttum dersin

Aslında aklından hiç çıkmaz

Hani hayallerin vardır ya

Gök yüzünden daha mavi

Hani hava gibi su gibi ihtiyacın vardır

Hani gerçeklerden kaçarsın ve

O gelir seni bulur

Hani biranda tüm özürleri üzerinde taşırsın

Elin ayağına dolaşır, dilin tutulur, donup kalırsın

Hani şiirler yazarsın

Satır, satır anlatırsın derdini, sevgini ama

Bir tek onu anlatamazsın

Hani en kötü gününde

Omuzlarında bir dost elinin sıcaklığını ararsın

Hani sihirli bir tablo gibi durur karşında

Bakmaya doyamazsın

Hani bakmak yetmez

Dokunmak, sarmak istersin ama

Tablodaki sihir bozulur diye hiçbir şey yapamazsın

Hani ressamın tablosuna can vermesini beklersin

Ama nafile o çerçevesinin dışına çıkamaz

Hani bana beni anlat demiştin ya

İşte güzelim seni sana anlatmak

Benim için bu kadar zor...

 

İsimsiz Bir Dost